<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>tekrar merhaba</title>
        <description>sanat, bilim</description>
        <link>http://cii.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 01:10:26 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Biz ne yaptık</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/biz-ne-yaptik_49106971.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/biz-ne-yaptik_49106971.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Uyandığında gerinmeye, nefes almaya &amp;ccedil;alıştı. Kırkbeş yıl kadar &amp;ouml;nce, yeni &amp;ldquo;milenyuma&amp;rdquo; girişin ilk yıllarında aynı şeyi yapmaya &amp;ccedil;alışır, genellikle rahatlar, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n v&amp;uuml;cudunun enerjiyle dolduğunu hissederdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şimdi &amp;ouml;yle olmuyordu. Ciğerleri; sıcak, ağır ve pis kokan havayı kabul etmekte zorlanıyor, gereken oksijeni v&amp;uuml;cuduna dağıtmak istemiyordu sanki. Zaman zaman yataktan nefessiz kalmışcasına fırladığını da biliyordu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Başağrısı ve sıkıntıyla doğruldu, pencereyi a&amp;ccedil;mak i&amp;ccedil;in seğirtti -Aslında bir penceresi olduğu i&amp;ccedil;in şanslıydı. Yeni binaların neredeyse hi&amp;ccedil;birinde a&amp;ccedil;ılabilir pencereler yoktu- Yıllardır y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a g&amp;ouml;steremeyen G&amp;uuml;neş, kurşuni g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;nde gizlenmiş ruhsuz ve solgun bir sil&amp;uuml;et &amp;ccedil;iziyordu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Pencereyi a&amp;ccedil;ınca dışarıdaki havanın i&amp;ccedil;eridekinden pek de farklı olmadığı ger&amp;ccedil;eği bir kez daha dumanlı bir esinti olarak suratına &amp;ccedil;arptı. Canı &amp;ccedil;ok sıkkındı. Binanın su deposunun hen&amp;uuml;z d&amp;uuml;n doldurulmuş olduğunu hatırlayıp, &amp;ldquo;komşuları&amp;rdquo; kıymetli suyu t&amp;uuml;ketmeden &amp;ouml;nce birka&amp;ccedil; damlayla da olsa y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; yıkamak i&amp;ccedil;in lavaboya y&amp;ouml;neldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu kez şanslıydı. En azından su akıyordu. Son derece cılız sudan bir avu&amp;ccedil; aldı, y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; yıkadı. Ardından makineyle tıraş oldu. Sabah duşları veya ıslak tıraşlar tarihe karışalı otuz seneyi aşmıştı. Artık onbeşte bir yapılabilen duşun g&amp;uuml;n&amp;uuml; ise hen&amp;uuml;z gelmemişti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İşe gitmek hi&amp;ccedil; i&amp;ccedil;inden gelmiyordu ama mecburdu. Hen&amp;uuml;z yatmakta olan karısının huzursuz kıpırdanışları onun da uyanmak &amp;uuml;zere olduğunu g&amp;ouml;steriyordu. Karısının da yetişeceği bir işi, &amp;ouml;ğrencileri vardı. Usulca onu da uyandırdı. Aynı sabah huzursuzluğunu y.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/biz-ne-yaptik_49106971.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2009 23:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor-6</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor-6_15178751.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor-6_15178751.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;IMG height=60 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/email.gif&quot; width=48&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Zagor, bir &lt;A title=&quot;Çizgi roman&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87izgi_roman&quot;&gt;çizgi roman&lt;/A&gt; kahramanı. 1961 yılında &lt;A title=&quot;Mister No&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Mister_No&quot;&gt;Mister No&lt;/A&gt;'nun da çizerleri olan &lt;A title=&quot;Sergio Bonelli (henüz yazılmamış)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sergio_Bonelli&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Sergio Bonelli&lt;/A&gt; ve &lt;A title=&quot;Gallieno Ferri (henüz yazılmamış)&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Gallieno_Ferri&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1&quot;&gt;Gallieno Ferri&lt;/A&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 14:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor-5</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor-5_15174281.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor-5_15174281.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;5. Zagor'un en büyük düşmanı Profesör Hellingen&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;&lt;IMG height=150 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/1.gif&quot; width=150&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/z_(6).jpg&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;IMG height=182 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/z_(10).jpg&quot; width=152&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Zagor'un en büyük düşmanı Prof Hellingen.İlk ortaya çıkışı &quot;Orme di Titan&quot; adlı maceradır.Türkiye'de &quot;Korku Adası&quot; adıyla yayınlandı.Bu macerada Erie gölünde bulunan Ottawa adasında Prof Hellingen dev bir robot yapmıştır.Titan adını verdiği robot kızılderili köyüne saldırmakta ve birçok insanın ölümüne yol açmaktadır.Çocukluğumda sanırım 1972 yıllarında okuduğum ve beni gerçekten Zagor'a hayran bırakan bir maceradır bahsettiğim.Bu macera aynı zamanda Zagor'un Türkiye'de yayınlanan ilk bilim-kurgu macerasıdır.Maceranın sonunu anlatmaya gerek var mı,Zagor Hellingen'in kampını yerle bir eder,çıkan yangında herşey mahvolmuştur.Ya Titan,o şimdi Erie gölünün dibinde yatmaktadır.Hellingen'in sonunu anlatmaya gerek var mı,o korkunç patlama sonucu ortaya çıkan yangında kim sağ kalabilir ki? Zagor'un Titan adlı dev robotunu dünyayı ele geçirmek amacıyla kullanan Hellingen'e karşı elde ettiği ilk zaferdir bu.Ta ki Hellingen'in ikinci kez ortaya çıkışına kadar.Bu macerayı Gallieno .. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/zagor-5_15174281.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 13:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor-4</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor-4_15173211.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor-4_15173211.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/tek_gozlu_jack.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/tek_gozlu_jack.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;tek gozlu Jack&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;4. Zagor'un düşmanları:&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Hellingen (Bu düşman için ayrıntılı yazı sonradan verilecek.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG height=150 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/hellingen.gif&quot; width=150&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Kandrax: &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;&lt;IMG height=93 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/kandrax.gif&quot; width=93&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Zagor'un en fantastik maceralarına konu olan kişi.Kandrax bir zamanlar Avrupa'da geniş bir imparatorluk kurmak üzereyken bilinmeyen bir nedenle bunu.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/zagor-4_15173211.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 13:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor-3</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor-3_15171081.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor-3_15171081.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/img106.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/img106.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;3. ZAGOR&amp;#8217;UN DİĞER DOSTLARI&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Tonka: Zagor'un kan kardeşi Mohavk kızılderililerinden.Bir çok macerada Zagor'un yanında yer alır,genel görünüşü yandaki resim olduğu halde bir macerada (Ora Zero) Franco Donatelli tarafından uzun saçlı olarak resmedilmiştir.Bir macerada içtiği bir sıvının etkisiyle korkunç bir canavara dönüşür,fakat Zagor'un yardımıyla kurtulur.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG height=93 src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/tonka.gif&quot; width=93&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 13:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor-2</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor-2_15168021.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor-2_15168021.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;&lt;A href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/giris.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/giris.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;1.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Zagor 1960'lı yılların başında Guida Nolitta takma adını kullanan Sergio Bonelli ve çizer Gallieno Ferri tarafından yaratıldı.Bu iki İtalyan dahi sanatçı tarafından yaratılan Zagor büyük ilgi gördü.Bu ikili daha sonra 1975 yılında Mister No adlı yeni bir kahraman yaratacaktır.Sergio Bonelli yine ünlü bir kişi Giovanni Bonelli'nin oğludur.Baba Bonelli ressam Galeppini ile birlikte&amp;nbsp; diğer ünlü bir kahraman Tex'in yaratıcısıdır.Bugün Bonelli yayınevi İtalya'da dev bir yayın kuruluşudur ve bünyesinde bir çok çizgi roman çıkarmaktadır.Zagor İtalya'dan başka birçok ülkede yayınlanmış ve 1962 yılında ilk kez Türkiye'ye Ceylan yayınları tarafından getirilmiştir.Ceylan yayınlarından sonra 1970 yılından 1993 yılına kadar Tay yayınları tarafından yayınlanmıştır.Tay yayınlarının ardından yine kısa bir süre Tay yayınlarının devamı olan Ecem yayınları tarafından ancak 8 sayı çıkmıştır.1996 yılına kadar Türkiye'de yayınlanmayan Zagor 1996 yılında Ad yayıncılık tarafından orijinal kapaklarıyla birlikte tekrar yayınlanmaya başlanmış 2000 yılında ise Dogan Egmont adlı yayınevinin bırakması ile şimdiki yayıncısı Aksoy yayıncılık tarafından sürdürülmektedir.Brezilya'da Teks'in,Hırvatistan'da Zagor'un yayınlandığı göz.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/zagor-2_15168021.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 13:01:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zagor</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/zagor_15165311.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/zagor_15165311.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/este_tur5.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/c/i/i/cii/este_tur5.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Zagor, okuduğum en güzel çizgi romandı. Teksas, Tom Braks, Zembla, Tommiks,ara ara muhteşem Ervin Howard&amp;#8217;ın başarısı Conan, Red Kit vs. derken&amp;#8230; Venus, Gordon gibi resimli romanlar bile ytişemedi onun hızına. Çiko ile koşuşturup duran Baltalı İlah, ordan oraya gitti durdu. Kah Akronlu uzaylılarla dayanışma içindeki kötü bilim adamı dünyalı Helingen, kah Baltalı İlah&amp;#8217;ın kötü bir şehirli züppe yansıması Supermayk derken, bir de baktık resimli romanın içinde meşaleli halktan geceleri kaçan Zombileri ve gündüz tabutunda mutlu huzurlu vampir Baron Rakosi&amp;#8217;leri de buluverdik. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNoSpacing&gt;Kurban kanı içici Elizabeth Bathory ambiyanslarında koşuşturan bu zombivari Frankensteinlar arasında; en gerçel atmosferleriyle, vahşi batı&amp;#8217;da bir Gitar Jim vardır: Çıkarır gitarının arkasından açılan gizli bölmeden gerektiği zaman silahını kurnaz tilki. Ne zaman ne yapacağı belli olacak mıdır_ Ama şaşırtıcı olan şudur ki Süpermayk&amp;#8217;ın yüzü Gitar Jim&amp;#8217;e Gitar Jim&amp;#8217;in çehresi de şeherli züppe sirk kaçkını tipli Süpermayk&amp;#8217;a benziyor. Ve ikisi de Zagor&amp;#8217;a benziyor görünüşte. Kişilikler hariç!... Gallieno Ferri ve Sergio Bonelli, Franco Donatelli, Guida Nolitta&amp;nbsp;çizerlerinin yaratıcı hayal güçle.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/zagor_15165311.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 04 May 2008 12:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Korku günlüğü</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/korku-gunlugu_14799331.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/korku-gunlugu_14799331.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Korkunun ta kendisiydi en büyük korkusu. Damarlarına saldığı adrenalinle bütünleşip, bedenini kemiren korkunun ta kendisiydi. 97 sonbaharında bir gece annesini döverken gördüğü babasının silüetiydi beyninin her bir kıvrımına kazıdığı korkunun resmi. Korkuyu ilk o gece ağırlamıştı yüreğinde. Sonrası çok çabuk gelmişti elbette. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sekiz yaşındaydı ve babayı anımsatan her şey korkunun ayak sesleriydi. Baba her gün hava karardıktan sonra geliyordu eve ve güneşin ilk ışıklarıyla insanların birbiri üzere doluştuğu minibüsle kasabadaki tamirci dükkanına doğru yola çıkıyordu. Güneş ışıklarıyla her yeni gün onu babadan koruyor, korkularına meydan okuyordu. Karanlıklar korkunun ayak sesleriydi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;O gece baba onun en sevdiği şeye, sahip olduğu en önemli, ona en yakın olan şeye, anneye saldırmıştı. İlk tokattan sonra, odadaki mumun pembemsi ışığıyla, yüreğindeki her bir ayrıntıyı titreten o ilk tokatla, oturduğu divanda cenin vaziyetinde tüm olup biteni duvardaki gölgelerinden izlemişti. Annenin çığlıkları Cihat&amp;#8217;ın gözyaşlarını bastırmıştı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;O geceden sonra babanın ağzından hep tokat dökülmüştü. Artık babayı duymuyordu ve artık anneyi de sevmiyordu. Korkuyla tanıştığı o gece artık yalnız olduğunu anlamıştı. Anne ile baba o gece aynı sahneyi paylaşmışlar ve ona ilk yalnızlığı, ilk korkuyu oynamışlardı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Toprağı dövercesine yağan yağmur, annelerin gur gur baba diye tabir edip, çocuklarının yemek yemelerini yahut uyumalarını sağla.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/korku-gunlugu_14799331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 30 Apr 2008 12:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ruh seansı,Ayça</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/ruh-seansi-ayca_14799181.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/ruh-seansi-ayca_14799181.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Bir gün yazlıktaki evimizde ruh çağırmaya karar verdik.Perdeler kapalıydı.Ortam çok karanlıktı!Ben,annem,4 arkadaşım ve kardeşim vardı.Ben 20 yaşındaydım o zamanlar böyle şeylere pek inanmazdım!Neyse...Biz başladık Ayhan Işık'ın ruhunu çağırmaya..!Herşey hazırdı.Ve olan oldu.Hepimiz fincana ellerimizi çok hafif koyduk.Çok hafif dokundurmamıza rağmen fincan çok hızlı bir şekilde hareket etti.Biz ona geldin mi, buradamısın? diye sorduk.Elimiz E''ye V'ye tekrar E'ye ve sonra da T'ye gitti. Yani Ayhan Işık evet geldim diyordu.Bizden neler istedi neler çok korktuk. Ruhu çağırdıktan sonra 1 ay boyunca size yemin ediyorum rahat uyuyamadık.Yataklarımız sallandı,holde sanki biri geziniyordu.sabah kalktığımızda banyomuzdaki havlular sırılsıklamdı yerlerdeydi.Özellikle kimse kullanmamasına rağmen gece havluyu.perdeler şıkır şıkır hareket etti.Nefes alamadık bazende sanki biri boğazımıza sarılıyordu bizi rahat bırakmadı.Ne dualarla çıkardık onu!Aslında bir daha ruh asla çağırmadık desem yalan olur o olaydan sonra kaç kere çağırdık!Şimdi ise yazlığımız hala duruyor.O eve gitmeye biraz korksakta gitmek zorundayız.Yazımızı orada geçiriyoruz!&lt;BR&gt;İster inanın ister inanmayın ama bu olay yüzde yüz gerçektir!Eğlence içinde olsa çağırmamaya gayret edin.Çünkü gerçekten geliyor!!Başınıza bele oluyor!Artık gelenin ruh mu cin mi yoksa başka birşey mi geldiğini bilmiyoruz!Bazen annem arkadaşlarım filan gelenin uzaylı olabilieceğine de inandık ama hala bilmiyoruz ve ben şu an 34 yaşındayım!&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 30 Apr 2008 12:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Haluk odaları kontrol etmeye</title>
            <link>http://cii.blogcu.com/haluk-odalari-kontrol-etmeye_14798981.html</link>
            <guid>http://cii.blogcu.com/haluk-odalari-kontrol-etmeye_14798981.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Haluk odalari kontrol etmeye çikti istemeden de olsa bu rutini yerine getirmesi gerekiyordu. Mavi bölüme girdi, bu bölüm digerlerine nispeten daha sakin canlilarin barindirildigi bölümdü ama sonuç olarak tüm bu insanlar sisteme karsi gelmis ve kusursuz yasami bir tür hastalik gibi algilayarak karsi çikmislardi kurulan konseyde onlari hazirlanan bu özel alanlara atmislar ve herhangi bir zarar vermemeleri için gözetim altinda tutmaya baslamislardi. Sirayla odalari (aslinda yasa kitabinda hücre olarak adlandiriliyordu) kontrol etmeye basladi, tam kontrolü bitirmis çikiyordu ki bastaki odadan çigliga benzer bir ses duydu bu odada hamile bir disi bulunduruluyordu ancak yapilan kontroller isiginda daha dogum için 3 ayi vardi. hemen sesin geldigi odanin basina kostu ufak gözetleme deliginden içeriye bakti ancak birsey göremedi sifreyi girerek kapiyi açti ve içeriye daldi kadin dipte bir yere sinmis ve cenin pozisyonu almis agliyor ve karnini tutarak bagiriyordu. Devami = haluk kadinin yanina ilerledi, yavasça yanina egilerek onu kontrol etti ürkütmek istemiyordu çünkü aniden saldirganlasabiliyorlardi. Eski tip dogumlarin hepsinde görülen bir tür yan etkiydi disiler adeta hayvanlar gibi bir tür koruma içgüdüsüne sahip oluyorlar ve çevrelerine zarar verebiliyorlardi sükürler olsun ki artik bu tür riskler ortadan kaldirilmis ve labaratuvarlarda olusturulan yapay rahimler sayesinde herkes rahat etmisti. Adam elindeki cihazla kadini kontrol etti alete göre dogum için daha vakit vardi. Ancak uygunsuz bir durumun varligi da gözardi edilemeyecek kadar asikardi. hemen hücreden çikarak odasina döndü ve acil durum dügmesine basarak beklemeye basladi kisa süre sonra saglik ekibi kapida belirdi üç kisilik bir ekip kadini sedyeye koyup götürdüler, halukta kadinla birlikte gitmeyi gerekli gördügü için onlarla binadan ayrildi simdilik hersey yolunda gibi görünüyordu. Araç ha.. ( &lt;a href=&quot;http://cii.blogcu.com/haluk-odalari-kontrol-etmeye_14798981.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 30 Apr 2008 12:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://cii.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>