30/4/2008 - masallar v.s. çizgi filmler hk.4j (yazı)
anneciğim! fransızların hangi akla hizmet yaptıkları bilemediğim, şeytanla
savaşan engelli clementine’in gerilim dolu çizgi dizisi. her bölümde şeytan da harlı alevler arasında görünür ürkünç sesiyle korkutma işlevini yerine getirirdi...
(sen git ben onlari oyalarim, 29.06.2004 12:06)
174.çocukluğunu 80 sonrası yaşayan kuşağın toplu halde post travmatik stres bozukluğu
belirtisi göstermesine sebebiyet veren çizgi film.tipik olarak herkes çizgi filmin bir kısmını, karekterleri, olayları unutmuş ya da hafızasında değiştirerek depolamış hatta bazı kişiler çizgi filmin tümünü unutmuş ama bahsedildiğinde parça parça anımsamaya başlıyor.
175. uykulu elliott smith sarkisi.. guzel yorum.
they’re waking you up to close the bar the street’s wet you can tell by the sound of the cars the bartender’s singing clementine while he’s turning around the open sign dreadful sorry clementine though you’re still her man it seems a long time gone maybe the whole thing’s wrong what if she thinks so but just didn’t say so? you drank yourself into slo-mo made an angel in the snow anything to pass the time and keep that song out of yr mind oh my darling oh my darling oh my darling clementine dreadful sorry clementine
bir voltron bir de clementine. cocukken bizleri (80'liler) $ekillendiren iki onemli cizgi film...
fransızca öğrenmek istememe ve fransız okullarında sürünmeme neden olmuş,soluk yüzlü,donuk bakışlı,sakat bi kızın fantastik maceralarını işleyen,psychedelic çizgi film.bir nesilin bilinçaltında derin izler bırakmıştır.
az önce müziğini indirip yıllar sonra tekrar dinledim...ondan bile korktum... bir dolu clementine kuşağı çocukları çıkarmış bir çizgi film.
annemin kocaman gövdesinin arkasına saklanarak korkuyla izlediğim,bir tek bölümünü bile kaçırmadığım ve benim gibi müdavimlerini gördükçe sevinçten kalbimin gümbürdediği çizgi film
yeniden gösterilmesi için harıl,harıl çalıştığım küçük sakat kızın maceraları
ingilizcede turuncuya yakın bir renktir.
bütün entryleri şiirler hariç teker teker okudum.bunlardan ikisinde ve anime gen tr de bu serinin yapımcılar tarafından beğenilmediği ve silindiği yazıyor.ben bunlarla ilgili hiç bir şey bilmezken hatta clementine isimini bile hiç duymamıştım takriben 1 ay önce bir arkadaşımın bana clementine i hatırlıyomusun demesiyle tüylerimin diken diken olması ve aklıma o hepinizin aklına gelen ama tasvir edemediğimiz imgenin gelmesi bir oldu.ve sonradan öğrendimki bu psikolojik oyunlar yapan dizinin bilinmeyen bir yönü var.bölümlerin muhtelif yerlerinde anlık resimler gösteriliyormuş aynı (bkz: fight club)da olduğu gibi ama tabi ki daha gizli ve hızlı bir bir biçimde. bu şekilde hepimizin o anlamlandıramadığı imge eğer bu rivayet doğruysa gizemini kaybetmiş veya çözülmüş bulunuyor.fransızların bu filmi gözardı edip kayıtları silme nedeni belki de budur.
(clare quilty, 19.07.2004 01:26)
kucuklugumun efsanesi. yahoo'dan vidolarini ismarladim fakat sonuc tam bir hayal kirikligi. bir kere en kotusu jenerik muzigini degistirip uzerine ingilizce sozler yazmislar. ayrica hemera'yi tamara, helice'i peripella gibi birsey yapmislar. bunlar da yetmiyormus gibi ne kadar malmoth'lu korkunc sahne varsa(ki cizgi filme ozelligini bu veriyordu) hepsi kirpilmis. izleyemedim, cocukluk anilarim yerinde kalsin dedim. galiba ankara fransiz kultur'de bir arkadasim dvdsini buldu. benden soylemesi!
bugün çaylaklıktan kurtulup, kanatlarina kavustuğunu öğrenen 6. nesil yazarı.
(clementine, 29.07.2004 14:15)
çizgi filmlerin sadece çocuklar için yapıldığı zamanlardı ama clementine'in nasıl bir çocuk kitlesini hedef aldığı muammadır hala. arıza bir yapımdı zahir.
(gabrielle, 29.07.2004 14:27 ~ 14:28)
tekar yayinlansa yine zevkle izleyecegim bir basyapit. soundtrack i kusursuz. tum cizgi filmlerin kesinlikle ustunde ve malmot muhtesem bir karakterdi.
çocukların psikopatlığa ilk adımını sağlayan korkulu gözlerle seyrederken çişe bile gidemediğimiz film çizgi....
(madamteyze, 04.08.2004 12:46)
garip atmosferiyle cocukluguma ve dolayisiyla da bugunume bicim vermis cizgi film. malmoth ruyalarima girer beni yutar dururdu.
(bluedatura, 06.08.2004 00:11)
189. şarkısını durup duruken söylemeye başlayabildiğim, 80lerde çocuk olmak zorunda kalmamım en önemli izlerinden biri. çizgi film demeye dilimin varmadığı bu metafizik olay bilincimi esgeçip bilinçaltımın en bi derin köşesine saklanmak suretiyle adını duyduğumda detayları hatırlamama izin vermemektedir. öyle ki clementinin ne menem bi tip olduğunu bile hayal meyal hatırlayabiliyorum şu anda. tek bildiğim izlerken korktuğum ve o küreye sahip olmak istediğim.
80lerdeki çocukluğumun üzerinden bunca yıl geçtiğine göre artık tekrar karşılaşmaya hazırım clementine seninle. binerim uçan kazıma gelirim yanına.
martı adasıyla birlikte çocukluğumda bana koltuk arkasına saklanıp televizyon izleme (ama inadına izleme) alışkanlığı kazandıran çizgi film. öyle ki, o şeytani gudubet varlığı andırdığını düşündüğüm yeşil renkli, kulakları sivri ve kırmızı olan, ağzında dişleri görünen ve kalemin tepesine takılan silgimden (kim böyle bir silgi yapar, kim alır vs vs) korkar olmuştum sayesinde. tuhaflıklarını ancak yıllar sonra arkadaşlar arasında yaptığımız fikir alışverişinde tartışarak anlamış bulunuyorum. bugün koştur koştur korku filmi izlememin ve beni az korkutanı beğenmememin nedeni de derin bir clementine altyapısıdır. tekrar yayınlanırsa kuşağımız hiç de korkmayacak, ama üzerimizdeki emeklerini de inkar edemeyiz kanımca.
(little wing, 09.08.2004 00:47)
peri petiede otururken aniden müziğini duymanız ve cnbc-e nostalji çizgi film kuşağında clementine'i yayınlasa diye iç geçirmeniz olasıdır. bir daha düşününce southpark gibi geceyarısından sonra yayınlanması yeni nesillerin ruh sağlığı açısından daha isabetli bir karar olabilir. (bkz: yamuluyorsam düzeltin) döneminin ilk ve tek korku çizgi filmiydi. aynı dönemde clementine'e rakip olabilecek bir tek girdap* vardı ki ne tesadüf o da trt'de gösterilirdi.
(beatific, 09.08.2004 01:00)
192. ufakken allah deyince aklıma bir resim gelirdi ve ben allahın o resimde gördüğüm kişi olduğunu düşünürdüm. hala şu anda allah deyince aklıma aynı resim geliyor, bu nedenle allah sözcüğündense başka sözcükler kullanmayı tercih ediyorum ama o ayrı bir mesele şimdi. benim clementine'i seyretmiş olduğumu hatırlamam bir-iki sene önceye rast geliyor. 1984 doğumlu bir insan için ayrıntıları hatırlanamayacak kadar küçük yaşlarda yayınlanmış clementine (iki ya da üç yaşında sanırım). iki sene öncesine kadar adını çok az duymuştum, ve önemsememiştim. candy tadında bir çizgi filmdir diye içimden geçirmiştim. ancak bu düşüncem iki sene önce değişti. internette gördüğüm bir resimden sonra bu fikrim değişti... internette benden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir görüntüyü görmemden sonra.... bu düşünce değişti!
allahı gördüm! benim allahımı gördüm. daha bir sene öncesinde bir arkadaşımla spiritual black dimension'daki bir muhabbetin içindeyken birbirimize allahlarımızı çizmiştik. o kağıdı hala saklıyordum ve işte çizmiş olduğum allah şimdi internetteki resimdeydi. turuncu, tırtık tırtık ve muğlak .... bilinçaltındaki en mahrem şeylerden biri olan allah imgemin sahibi malmot'tu. bu resmi görür görmez tanrısını kaybetmiş bir insana döndüm. sözlükle de internette clementine ile ilgili daha çok şey ararken tanıştım, ve ben ekşi sözlüğe yazar olmayı aslında yalnızca ve yalnızca bu entryi girmek için istedim. bir çocuğu allahlandıran ve yıllar sonra bir genci allahsızlaştıran bu çizgifilme kızgınlığımı haykırmak için istedim. nasıl kendi varlığım için ona ihtiyacım olduğunu hissettiğim çok güçlü bir babayı sevdiğimi sanıyorken aslında kendimi onun gücüne teslim etmiş ve kendimi onun sınırsız gövdesinde eziliyormuş gibi hissediyorsam clementine'in de içimdeki metafizik her şey için aynı hisleri yarattığını fark ettim. ben aslında onu sevmiyordum, ondan nefret ediyordum, etmeliydim. benim bağımsızlaşmam karşısındaki en büyük engeldi o, hala da odur. bu çizgi film, bir insanoğlunu yeryüzünden silmiştir, onu hayal dünyasında yaratılmış turuncu renkli bir hayal kahramanının her şeyi yapmaya kadir allah olduğuna inandırmıştır; üstelik sadece bunu yapmakla da kalmamış, onun girebileceği belki en mahrem yerine girmiştir: hayatı boyunca bir şey arama, bu aradığına sürekli yaklaşırken onun ne olduğunu asla bilmediğinden onu hiçbir zaman elde edemeyecek olmanın verdiği bilginin hayatına kazandırdığı mistik lezzetin içine girmiş, onu ele geçirmiş ve akabinde onu mahvetmiştir. her yazdığım öyküde ulaşmaya çalıştığım, her filmde aradığım, her romanda altını çizdiğim cümlelerle bir parçasını daha tamamlamaya çalıştığım (büyülü bir kadın olan) bu mistik lezzeti bir kerede lop diye önüme çıkarmıştır: hemera. malmoth hiç olmazsa başkaları allah sözcüğünü kullandıkça, ya da ben dua ettikçe karşımda gördüğüm yaratıktı ve hala öyledir. ancak bir de allah ile kul arasında değil de kulun kendi içinde gizlediği ve ancak çok özel anlarda ifşa ettiği şeyler vardır, dualarına bile eklemez bu özel şeyleri. bu özel şeylerin teşhir edildiği özel anlardan birisi yazı yazmak, öykü yazmaktır benim için. allahımla karşılaştıktan sonra clementine'in jeneriğini seyrettim ve yazmaya çalıştığım her kısa öykünün sonuna koyduğum, ulaşıp içimde erimek istediğim kadını gördüm. aynı saçlar aynı beyaz kıyafet ve aynı doğaüstü güçlerle. beni alıp bir başka yere götürecek kadın, kız, peri. gözlerini açan clementine'in boynunun eğikliği ve dans eden pervaneli kedinin havada çizdiği kavis rüyalarımın diğer silinmez imajlarıydı. iki yaşımdan yirmi yaşıma uzanan yolculuğumda clementine'i ve onun hayatıma getirdiklerini hep taşıdım. ve az sonra yatağa girip uyuduğumda da rüyamda allahı göreceksem eğer malmothu, ulaşılamayacak büyü dolu bir kadını göreceksem de hemerayı göreceğim. ben clementine'den dolayı ve ona rağmen benimdir. özün varlıktan sonra geldiğinin en büyük kanıtı da benim için budur. cehenneme de gidecek olsam cennete de gidecek olsam clementine, helena ya da malmothtan en az birinin öteki dünyada var olduğunu bilmek isterim. çünkü aksi takdirde içimin bir yanı hep boş kalacak ve tamamlanmak için turuncu allahı, havada süzülen peri kızını aramaya devam edecek. sözlüğü psikanaliz seansına çevirdiğim için bu entryi okumuş olanlar bir özürü hak ediyorlar, özür dilerim.
(kasgevsetici, 09.08.2004 01:56)
193. sivri cenesinin hemen altinda biten turuncu sacli, ufak yesil gozlu, genellikle mavi kostumuyle bir donemin bilincalitina yerlesmis karakter. * ayrica cizgi dizinin ilk bolumunun orjinal adi "le sinistre mollache"tir.. ve olaylar gelisir..
(in vino veritas, 12.08.2004 23:53 ~ 11.06.2005 22:52)
bir de vebali insanlarin gemide toplanmasi ve denizin ortasinda birakilmasi olayi vardi.
o zamandan beri kabusum olmustur. bu arada bir arkadasim da clementine yayinlandiginda evin icinde saklaniyormus kucukken, ben tirsa tirsa izlerdim.
(lawn wrangler, 26.08.2004 17:03)
195. şimdiye kadar izlediğim en üstün çizgi film.. nette yeterince aranırsa bi sürü bölümü bulunabilir.. jenerik kazaa'da nerdeyse her formatta mevcut..
bi de şööle bi site var.. üye falan olunuyo.. ben oldum..
www.clementine.be.tf
clementine'nin en yakınındaki kişilerin şeytanımsı yaratığın adamları
çıkmasıyla"babana bile güvenmeyeceksin" felsefesinin bayraktarlığını yapan, paranoyak nesiller yetiştirmeye müsait muhteşem çizgi film. tekerlekli sandalyedeki bir kızın zamanlar ve mekanlar arası yolculuğu...
(cumburcum es cumburcumcum, 08.09.2004 15:21)
anılarımı tazelemek için her daim $arkısını arayıp duruduğum , sözlükte şarkı sözlerini buluncada çocuklar gibi sevindiğim, ah ah nerde o çucukluk günleri , nerde o heyecan o güzellik dedirten , güzel çizgi film.
(domine, 24.09.2004 11:53)
the decemberists adlı grubun 2003 çıkışlı castaways and cutouts albümünde yer alan güzel şarkılardan bir tanesi...
(rumpelstiltskin, 04.10.2004 22:15)
o alkollüyken ben ayıldım, ben alkollüyken o ayıldı, kişisi. otur sabaha kadar muhabbet et, öyle de bir insan kendisi. sevmez idim pek hemcinsimi, ilsecan ile bir olup sevdirtti. öte bir insan, çok öte. tanıyacağız yavaş yavaş.
(murron, 10.10.2004 04:31)
bu sabah arkadasimin bak sana ne dinleticem diyip bilgisayardan gelen ilk melodilerle senelerdir duymadigim halde--aa clementine'in muzigi dedigim cizgi film.nasil bi psikolojik durumdur,ne kadar aklimda kalmistir ki dun ne yedigimi hatirlayamadigim bi anda beni cocukluguma göturebilmistir.keske yine olsa yine izlesek.
cizgi ötesi film
(feminity, 13.10.2004 11:44)
arayıpta bir türlü bulamadığım ve ilk bölümlerine bir kaç hafta önce kavuştum sizleride bundan mahrum etmek istemedim. eğer benim gibi arayıpta bulamayan fransızca bile olsa ben aklımda kaldığı kadarıyla anlamaya çalışırım diyen varsa http://arioch.alengir.org/clementine/ adresinden üç bölüme ulaşıp üstüne birde bölüm müziklerini bulabilir. ayrıca bu üç bölümü alıpta doyamadım kardeşim yok mu ötesi diyip sümüklü mendillerini bir yerlere atmaya çalışanlara( zira ağlarken insanın burnu akar) bana ulaşmaları tavsiye edilir. ilginize bilginize.
(arbuk, 21.10.2004 19:26)
korkmadan,zevkle, şevkle izlediğim güzide çizgi dizi.trt'den birilerini bulsak da arşivden kopyalarını verse bize,oturup hep beraber izlesek,sözlük ailesi olarak teşekkür etsek sonra bir daha izlesek...bu hep böyle gitse,hayat bayram olsa. (bkz: olmalı,olacak,istiyoruz)
edit:müzikleri de pek arızaymış,bunu farkettim ben
-
gelmiş geçmiş en korkunç çizgi film...
-
ilk temsilim. ingilizce oynamıştık ki clementinedım ben, sevdiğim çocuk sevdiğim oluvermişti birden. küçüktüm ama aşıktım. sonra ölüm beklermiş meğer clementine'ı "daddy it's all muddy over there!" sözlerinden sonra ayağına geçirdiği kutularla. vardı sevdiğim bir başkasına...bana sahneye çıkıp selam vermek düştü. selam verdim. aşk beni buldu ama ölüp selam vermek için her defasında...
(she s a maniac, 01.11.2004 23:33)
yirmili yaslarin basindakilerin bellegine yer etmis nostaljik cizgi film. kucukken senelerce ruyalarimda ates adami gormem bunun bir gostergesi sanirim.
(passenger of the runaway train, 01.11.2004 23:36 ~ 02.11.2004 20:19)
cizgi filmlerin lost highway'i,mulholland drive'i oyle bir cizgi filmi kim hangi zihniyetle yapar be kardesim.
(sonsuzlugun ucundaki isik thierry henry, 09.11.2004 15:40)
simdi clementine'ni dusundukce ve hissetirdiklerini hatirladikca farkediyorum ki korkudan ziyada "tekinsizlik"ti. tekinsiz bir ortam vardi. korku, guvenilmezlik ya da gerginlik degil, kelimenin tam manasiyla tekinsizlik. yeniden yayimlanmasini isterim ben de.. beni de en fazla etkilemis cizgi filmdir. filmi yapilsa daha bir guzel olur.
1988-1989 yıllarında çizgi film izleme yaşında bulunan zavallı küçüklerin bünyesinde arıza bırakmış olan ruh hastası fransız çizgi filmi..
fransızlara sorsan bilmezler ama şimdi "neden türkleri bu kadar etkilemiş" diye fransada kürsü açmışlar :) ünümüz oralara gitmiş.
size o yaşlarda neler yaşadık kısaca bir hatırlatayim isterim *
1. molâche faciası clémentine tüm yakınlarıyla beraber villacoublay adında küçük bir köyde yaşamaktadır. bir hava gösterisi sırasında, babası alex, köye gelen sirkin zalimce yönetildiğini ve tüm hayvanların aç bırakıldığını görür(sirki yöneten molâche aslında malmotte adındaki bir ateş ifritinin adamıdır). clémentine bu zalimliğe bir son vermek ister...
2. balonla kaçış clémentine ve diğer çocuklar bir balon yardımıyla hayvanları sirkten kaçırmanın planı yapar. çılgına dönen molâche onları yakalamaya çalışır...
3. kaza molâche köyden ayrılır ve clémentine,babası alex'in uçağıyla bir kaza geçirir. bacakları sakatlanmıştır. yardımsever peri héméra, baygın haldeki clémentine'i kurtarır ve ona heyecanlı ve tehlikeli maceralar yaşayacağını söyler...
4. malmotte'un intikamı malmotte'un clémentine'i tedavi edebilecek profesörü öldürmesinden sonra clémentine hayatının sonuna dek sakat kalacağını öğrenir. o gece, héméra clémentine'i teselli etmek için gelir ve mavi köpük balonu içinde onu paris'in gökyüzünde gezdirir...
5. şeytan'ın operasyonu clémentine kendisini tedavi edeceği söylenen yeni doktorla tanışır fakat ne var ki bu yeni doktor da malmotte'un bir adamı çıkar.. clémentine en iyi profesörlerle görüşebilmek için italya'ya hareket eder...
6. clémentine italya'da: venedik'te festival clémentine tüm arkadaşları ile birlikte italya'ya gelir. meraklı profesörler patati and patata tarafından karşılanan clémentine venedik festivaline katılmak için gezintiye çıkar...
7. clémentine italya'da: kuyu ve mürenler clémentine, héméra'nın büyüsü ile pinocchio'nun yeniden canlanışının içinde bulur. fakat malmotte devreye girer....
8. clémentine almanya'da: pastadan ev clémentine gezisini almanya'ya doğru sürdürür ve héméra orada onu hansel ve gretel ile biraraya getirir. yolda, clémentine ona daha iyi görmenin sırlarını anlatacağına söz veren bir köstebek ile karşılaşır...
9. clémentine almanya'da: aynanın sırrı clémentine'in alarm saati köstebek ile randevusuna geç kalmaması gerektiğini hatırlatır. fakat bunun da aslında malmotte'un korkunç planlarından biri olduğu ortaya çıkar...
10. clémentine ingiltere'de: sudan kurtulan bebek clémentine ve arkadaşları ingiltere'ye varırlar. héméra'nın baloncuğu içinde, clémentine 19'uncu yüzyıl londra'sına doğru oliver twist ile tanışmak için bir geziye çıkar. lonra'nın sisleri içinde, macera katlanarak artacaktır...
11. clémentine ingiltere'de: insan avı iki korkunç katil clémentine'in ve onun kurtardığı bebeğin peşindedir. ama héméra onların icabına bakar....
12. clémentine isveç'te: nils holgersson'un izinde stockholm'da hastanede, clémentine profesör dagobar'a tedavi olur fakat büyük acı içindedir. onu neşelendirmek için, héméra onu beraberinde nils holgerson'u aramaya götürür... (çn:bu arada nils ve uçan kaz'ın studio pierrot'un ilk çizgi filmi olduğunu biliyor muydunuz?)
13. clémentine isveç'te: kızıl dullar clémentine ve nils holgerson korkunç troll'ler tarafından yakalanırlar. troll'ler onları tanrıları malmotte'a kurban etmek istemektedir...
14. clémentine afrika'da: ormanın küçük kralı / mohann, ormanın çocuğu alex, kızıl haç için gönüllü olarak kızı ve arkadaşları ile beraber afrika'ya uçar. malmotte'un laneti yüzünden hastalanır ve onur kutarabilecek tek şey orisha bitkisidir....
15. clémentine afrika'da: yaşam otunun arayışında orisha bitkisini ararken clémentine ve arkadaşlarını pek çok zorluk beklemektedir....
bunları o yaşta izle sonra arıza çıkarma büyüyünce! olcak iş değil..
ne zaman normal bakmayan bir nesildaş görsem hemen sorarım clementine'i izlemişmi... izlemiş ise muhakkak beraberce bir tırsarız.
psikoloğa gitsek, beni çocukluğuma götürseler clementine derim. :) o denli sardı ve sarstı beni...
(ni, 15.11.2004 23:26)
eksisozluk
dvm eck
|