masallar v.s. çizgi filmler hk.3a NIELS VE UÇANKAZ(yazı)

nils holgerson un seruvenleri

 

nobel ödüllü selma lagerlöf'ün yazdığı ve türkçe'ye babür kuzucu tarafından çevrilen kitap. kitapta bir cin tarafından parmak çocuğa çevrilen nils'in evini terkettikten sonra yaşadığı maceralar anlatılıyor. nils'in en iyi arkadaşı bir kaz bu arada. kitabın sonuna doğru nils tekrar eski haline dönüyor ve bu masal mutlu sonla bitiyor

 

nils holgerssons underbara resa * (nils ve uçan kaz)

basini kacirdigim icin neden oole parmak kadar kuculdugunu anlamadigim nils ve onu yanında tasiyan bir suru ucan kazin seruvenlerini anlatan cizgi film.geçen gün ilk bölümünü izledikten sonra beni 13 yıl öncesine götüren bir çizgi film klasiği. başyapıt.sanırım kanal d de yeniden yayinlanio

nils in gudik bi şapkası vardı onu hatırlarım bi çok moda oldu geçen sene

 baş kahramanı nils bebesinin bi de tahta takunya ya da hollanda da ne deniyorsa ondan giydiği bi çizgi dizi

ilkokulda eve geldigimde ilk izledigim cizgi film .nils ve uçan kaz demek daha doğru olur.
uçan kaz ve nils yada uçan kaz nils değil. küçükken annemler bana onun vidyosunu almışlardı izliyip izliyip kendimi kötü hissederdim
trtnin 1980lerde pazar sabahı üclemesinin(hatırlayamayanlar ıchın diger ikisi:pazar konseri, pazar sineması) en sevmedığım kısmıydı, mecburen izlerdim, cızgılerı ve butune hakimsel soluklugunu sevmezdim

olay norton'un aslında evcil bir kaz olması ama buna rağmen kasıp uçmasında yatmaktadır. cunku evcil kazlar yabani akrabalarinin aksine ucamazlar ancak surunurler. cocuklugumda pazar gunleri kalkip kahvaltida televizyonda duzenli izledigim ilk program...harika biir cizgi filmdi...arkasindan pazar sinemasi...ve o irenc pazar konseri baslardi..ama nils ve kazi norton cok iyiydi...o yillarda sadece trt1 oldugundan...butun cocuklar onu izlerdi pasa pasa...guzel gunlerdi...

sarkisi: "raindrops keep falling on my head" idi... trt de ya bu baslamadan once yada bundan sonra sagırlar ıcın haber bultenı vardı.o yuzden bu cızgı fılm aklıma geldıgınde hemen sagırlar ıcın haber bultenıde aklıma gelir hemen.ha bide nils in okuz gibi bi atkısı vardı onuda solıyım

bir bolumunde hayvanlar alemi artik nils'in iyi bir cocuk olduguna kannat getiriyorlardi.bunun uzerine nils'i minnacik yapan cuce cagiriliyordu ama cuce nils in iyi bir cocuk olabilecegine inanmadigi icin onu caktirmadan seyrediyordu.bak sen su ise ki nils de tam o sirada hayvanlardan birine saka yollu bir kazik atiyordu ve cuce "ben size dememismiydim.nils akillanmaz.kesinlikle buyuk haline geri cevirmeyecegim"diyerek mekani terk ediyordu.belki de cocuk halimle yasadigim ilk buyuk soktu bu... norton'u m. ali erbil seslendiriyodu..cok da basariliydi..ya da kucuktuk ondan öyleydi.. pazar sabahları karga bokunu yemeden televizyon karşısına geçmeme ve aynı odayı paylaştığım abimden küfür yememe sebep olan çizgifilm. isvecli yazar selma lagerlof'un "nils holgersson" adli romanindan uyarlanan 20 ya$ uzeri insanlarin hayatlarinda yer etmi$ cizgi film.

ülkemizde dergi olarakta yayınlanmıştır. yaklaşık olarak 40 sayı.
(bkz:
selma lagerlof) ve hatta, (bkz: morton) (bkz: nils holgersson) (bkz: karot) (bkz: akka)

siri diye igrenc sesli bir yaban kazi vardi.. hala hatirlarim..

30 sayfadan fazla olarak okudugum ilk kitap. mukemmel bi eserdir. aglatir ayni zamanda.
sayfalari arasini 'cok guzel bi kitap' ve benzeri cumlelerle doldurmustum. ziyan etmisim velakin. mehmet ali erbil birini seslendirirdi; norton'u mu, yoksa nils'in bi kunduzu vardı onu mu?kazların da kalifiye bi liderleri vardı. hep konsensüs dışı kararlar verirdi ama neticede haklı çıkardı. adı da akka'ydı. onu seslendiren kadın sesi, iyi ki annemin sesi diil diye sevinirdim kırmızı kupamdan süt içerek temaşa ederken bu çizgi diziyi... o kazin adi
mortondu mortoooon. birkac yil once televizyonda* yine verdiler ama nerde o eski tat, o eski nese. bi kere seslendirme ?ok gibiydi, ayrica da kirk yillik morton'a martin diyorlardi. ustelik eskiden disi * olan komutan akka bu versiyonda erkek yapilmisti (erkek yapilmak: bir erkek tarafindan seslendirilmek). tabii, baktilar cok karizmatik bir karakter, hemmen erkege donusturduler! pazar günleri 10:30 da işitme engelliler haber bülteni nin hemen ardından yayına giren çizgi film. o zamanlar televizyona görüntü gelmesi için ısınması gerekirdi saat 10 da tv açılır ve başlaması beklenirdi.

-

çizgi filmini sevenlerin kitabını mutlaka okuması gerekli olan eser.  hiç çaktırmadan ve asla didaktik olmadan, bir ülke baştan sona bu kadar güzel anlatılabilir. sonunda salya sümük ağlamayana madalya verilmelidir.
çocuklar için tasarlanmış ama yetişkinlerin daha çok ilgisini çeken kitaplar filmler vs. kategorisine rahatlıkla dahil edilebilir, edilmelidir.
yazarı selma lagerlöf, nobel ödülünü kazanan ilk kadın yazardır.
narkotik bağımlısı morton, onu bu beladan kurtarmaya çalışan nils ve torbacı bir tilki arasında geçen trajik bir öyküdür. benim kafamdaki imaji sagirlar haber bulteninin muzigiyle butunlesik olan cizgifilm. bi de hamsteri vardi ayrica bu nils denen keratanin. yanlış hatırlamıyorsam , nils çiftlikteki hayvanlara kötü davrandığı için bir ceza olarak küçülmüştü durup dururken , birde hayvanlarla konuşma yeteneği kazanmıştı küçülmesiyle.. sonrada morton'un sırtında uzun bir yolculuğa çıkıyorlardı.80'lerin ortalarına doğru filan yayınlanıyordu galiba, o zamanlar çok severdim , ama şu an konusunu filan hayal meyal hatırlayabiliyorum.. 80'li yillarda tv'de cizgi film seyredenlerin arkadas muhabbetlerinde nese icinde andiklari cizgi film kahramanlarindan biridir. tonton ailesi, voltran ve cizgi film olmamasina ragmen ucan kaz'dan sonra seyredilen pazar konseri de bu 80'ler muhabbetlerinin vazgecilmez programlarindandir.

-

iki cilt halinde çocukluğumun tuvalette vakit geçirme unsurlarından biriydi ...
bunlar sayesinde tuvalette bişey okuma alışkanlığı kazandım sanırım ...  tilkinin hastasıydım yanlız salaktı biraz küçükken en birinç(bkz:
birinc) çizgifilmimdi.sonradan kasete alıp** defalarca izlemiştim (bkz: cocuklardik parlak yildizlardik o zaman) ilk bölümde nils hayvanlara hep kötü davrandığı yaramazlık yaptığı için babası tarafından cezalandırılıyor,bir odaya kapanıp saatlerce incil okuyordu.sonra babası kiliseye gidince odadan çıkıp bir hayvana depiği koymasıyla * minik bir cin ortaya çıkıp onu küçültüp miniminnacık bir çocuk yapıyordu.hayvanların da söylediklerini anlamaya başlıyordu ki çiftlikteki tüm hayvanlar ondan nefret ettiği için hiç hoş şeyler olmuyordu bu söylenilenler. sonra nortonun sırtına binip diğer kazlarla beraber göç ediyordu sağa sola.kazların başında çok kalın sesli bir teyzenin seslendirdiği bir lider vardı.v şeklinde uçarken hep o en önde giderdi anadolu lisesi sınavları için kursa gittiğim saatlere denk gelen çizgi filmdi bu...kurstayken tek aklımda olan şey eve bir an önce gidip video kasete çektiğim nils ve morton'a kavuşmaktı... salondaki kıçı kırık ama bana taht gibi gelen koltuğun içine gömülür 2-3 kere bıkıp usanmadan aynı bölümü izlerdim...uzun seneler sonra tekrar yayınlanmıştı televizyon kanallarının bir tanesinde, 10 yaşımda bana taht gibi gelen koltuğun üzerine beni yeniden ışınlamış, içime o döneme ait tüm kokuları doldurmuş ve vücudumun her zerresinde aynı salak-saf heyecanı uyandırıp zırıl zırıl zırlatmıştır... ilginctir ismi konulurken manasiz bir sekilde ucmasi imkansiz bir sey ucuyormus izlenimi verilmistir.egzantrik mili degil ki kaz bu ucacak tabi arasira!

(bkz: 80lerde çocuk olmak)

Yorum Yaz