14/3/2007 - 14 Mart 2007
- 14 Mart 2007
Bir gökyüzü tarlası düşünüyorum; öyle ki, yıldızları birbirine bağlı olsun. Kendileri'nden daha sıkı fıkı ve daha kor ışıltılı köprülerle ... Ama bu köprü bağlarda termonükleer tepkimeler de yok, olmasın; termonükleer tepkimeler, asıl, yıldızların çekirdeklerinde. Işıltılı bağcıklar sadece bir yıldızdan diğerine atlamayı sağlasın. Böyle bir düzende, uzay gemisine bile ihtiyaç yok yıldızlar arası gidip gelmede. Herkes, yollar üzerinden yürüyor. Ve ne kadar yürürse, o kadar yeni yıldız filizleniyor: İnsan beyin yapısındaki nöronların, düşünme eforumuza izdüşümüyle bir paralellik var yani burda... Ama burası, "bir ileri düzey" oluyor. Yani mesela, ne kadar düşünürsen o kadar norönlar arası bağ oluşuyor ya; burda da, ne kadar ışıklı yol mesafesi gidersen, yeni yeni yıldızlar oluşuyor ve yeni yollar yapılanıyor kendi kendine, hem de beynindeki nöronlar gene var burda. Bir taşla iki kuş vurmuş gibi oluyorsun. Ama aslında hiçbir şeye de pek ihtiyacın yok, her şey sana sunulu. Buna rağmen, emek harcayıp yol gitmezsen, geme de ekmek yok sana. Hiç o ışıltılı yolda yol yürümezsen, gün gelecek tüm çevren kararacak. Bu dünyada, sana sunulan bunca olanak olduğu için ölüm diye bir şey de yok. onun için yol yürümezsen, öleyım de kurtulayım deme şansın da yok. Ama düşünürsen, "ölümsüzlük" diyebileceğin bir "ulaşılmazın" da yok... Fakat gene de, mucizeler halihazırda bu yerde. böyle bir şeyi ister misin?
bu yazı ve devamında oynamalar yaparak, "Romana" adlı öykümün devamında kullanmayı düşündüm © akın akça ciii
-
Buraya geldiklerinde, tüm yıldızlar ışıltılı parlıyordur. Tekdüze bir yanıp sönme hali yoktur -o, Star Trek Nexus'ta Kaptan Pickard'ın gördüğü cinsli... Burdaki yılbaşı süsleri, her daim çok şiddetli parlıyorlar. Ama çevrelerine de hiçbir zararı yok: Yıldızların yani bu kar süslerinin ne gibi bir zararı olabilir deme. çünkü Nexus'ta, oluyordu: Hiçbir rüya gerçek izdüşümünü bulmaksızın asıl anlamını kazanmaz. İmajlar yaşayarak mutlu olmayız ki. Kendimizi avutmuş oluruz o zaman. gerçek umut bu değildir.Ya da çevremizde dönen mutlu çocuklar, kendi çocuklarımız, ifadesiz suratlarla gel-git hallerindelerse; onların bize gerçek değerimizi verdiğinden nasıl emin olabiliriz -Star Trek Generations'ta pickard'ın yaşadığı üzere... Bu yüzden Nexus, pek ya da hemen hiç tekin bir yer değildir. Ama bu dediğim yerde, hayaller gerçekten gerçek oluyor. Hem Nexus'taki gibi, zaman'ın bir önemi yok; hem de her şey halihazır, sana sunulu...Ama dediğimi unutma: Yollar inşa etmek için çalışmak şart
|